Anasayfa'ya geri dön! » Sağlık » İnsanda Şiddet Davranışının Nedenleri
4 YAZI PUANI
PUANLA
BAŞARILI

İnsanda Şiddet Davranışının Nedenleri

Bir kimse, başka kimselere veya nesnelere karşı kaba kuvvet ve zor kullanarak zarar verir bir tutum içine giriyorsa, onun şiddete başvuran biri olduğunu söyleriz. Her ne kadar, diğer hasta populasyonunda şiddete başvurma davranışı sanıldığı kadar fazla değildir. Ani gelişen psikiyatrik durumlarda ve psikiyatrik rahatsızlığa bağlamak bilimsel olarak doğru olamaz.

Rabkin, psikiyatrik hastalarda şiddet suçlarından tutuklanma oranlarının arttığını tespit etmiş bunu hastaların eskisinden farklı olarak, artık toplum içinde ele alınmalarına bağlamıştır. Fakat, bu insanlarda yoksulluk ve eğitimsizlik oranlarının çok yüksek olduğunu bilmediğini de eklemiştir.

Şiddet davranışı gösteren hastalar, göstermeyenlere göre, hastane başvuruları sırasında daha fazla psikiyatrik tanı olmaktadırlar. Ama psikiyatrik hastaların oldukça heterojen bir grup oldukları unutulmamalıdır. Çalışmalar, özellikle gerçekle bağlantısını yitirmiş psikotik belirtiler gösteren hastalarda daha çok saldırganlık olduğunu göstermektedir. Yine de konuyla ilgili başka ara belirleyenleri hesaba katan çalışmalar, bu sonucu doğrulamamaktadırlar. Tardiff ve Koenisberg, psikotiklerde şiddete başvurma yüksekliğinin yalnızca hastanelerde yatan hastalar ile cezaevlerindeki mahkumlar için doğru olduğunu, ancak hastaların ayaktan izlendiği kliniklerde, saldırganlık oranlarının psikotiklerde değil de, kişilik bozukluklarında ve çocukluk ve ergenlik dönemi ruhsal sorunlarında daha fazla olduğunu bulmuşlardır.

İnsanda şiddete başvurma davranışının belirleyenlerini saptamak için,bugüne kadar birçok araştırma yapılmıştır. Bu amaçla yapılan hayvanlar üzerindeki çalışmalar, daha çok saldırganlığa neden olan genetikbiyolojik substratların, içinde bulunulan fiziksel çevre ve diğer hayvanlarla ilişkilerin incelenmesine yönelik olmuştur. Fakat hayvan incelemelerindeki örnekler, rütuel hayvan saldırganlığıyla ilgili olduklarından, bu araştırmalardan elde edilen sonuçların insan davranışına uygulanmayacakları düşünülmektedir. İnsan saldırganlığını doğrudan incelemelerde ise; model olarak çoğu kez temporal lob epilepsisi alınmıştır. Ancak yapılan uzun ve çeşitli araştırmalara rağmen hala epileptiklerdeki saldırganlığın hastalığa ikincil mi, yoksa hastalıkla değil de sosyo ekonomik düzey düşüklüğü, yaş, cinsiyet ve epileptik bireyin gelişimsel sorunlarıyla mı ilişkili olduğu açıklığa kavuşturulamamıştır.


Saldırganlığı açıklamak için hormonal etkenlerde, en çok testosteron ve hipogliseminin rolü üzerinde durulmuştur. Plazma testosteron düzeyleri ile fiziksel, sözel ve cinsel saldırganlık arasında birbirlerinin tam tersi sonuçlar bildirilmiştir. İleri düzeyde hipoglisemi ile aşırı huzursuzluk, antisosyal davranış ve şiddete başvurma arasında bir ağ bulunmasına rağmen, fonksiyonel hipoglisemi durumunda ne olduğu belirlenememiştir. Yine de klinisyenin şüphelendiği şiddete başvuran hastalarda glukoz tolerans testi yaptırması, plazma norepinefrin ve epinefrin düzeylerine baktırması önerilmektedir. Dalton‘un şiddet suçu işleyen kadınlarda saldırganlığın menstruasyon öncesi dönemde daha fazla olduğunu göstermesi üzerine, premenstrüel sendromun bir saldırganlık etkeni olabileceği düşünülmüştür. Fakat bugün, genel olarak insan saldırganlığında hormonların rolüyle ilgili araştırmalarda birçok sorun bulunmakta ve belirsizlik sürmektedir.

Hapishanelerde yapılan genetik taramalarda, erkek mahkumların XYY oranının fazla bulunması üzerine, bir süre şiddete başvurma nedenleri arasında XYY genetik yapısı sayıldıysa da, Schiavi ve arkadaşlarının daha sonra yaptıkları çalışmada, kromozom anomalileriyle şiddete başvurma arasında bir bağ bulunmadığı gösterilmiştir. Yine, tek yumurta ikizlerinde kriminal davranışın çift yumurta ikizlerine göre daha fazla olduğu saptanmıştır. Ama bu sonuç, şiddet davranışına ne ölçüde genelleştirilebilir ya da burada çevresel etkenlerin rolü nedir, belli değildir.

Brown ve arkadaşlarının diğer etkenleri mümkün olduğunca ekarte ederek yaptıkları titiz çalışmada saldırganlık ve intihar davranışı gösterenlerin beyin omurilik sıvılarında 5 – hidroksiindal asetik asit (5 – HIAA) düzeyini azalmış bulmaları ve bu sonucun başka araştırmalarla da doğrulanması, gözleri seratonin metabolizmasına çevirmiştir. Fakat beyin omurilik sıvısındaki 5 – HIAA düzeylerinin, impulsif saldırganlarda impulsivite göstermeyen saldırganlara göre daha fazla azalmış bulunması, bu etkenin doğrudan saldırganlık ya da intihar davranışından değil de impulsiviteden sorumlu olabileceğini düşündürmektedir.
Tüm yasal hakları saklıdır, izinsiz kopyalanması ve yayınlanması yasaktır!

Yazan: Admin Kategori(ler): Sağlık · Tarih: 731 GÜN 20 SAAT 29 DAKİKA önce yazılmıştır.

Toplam Makale Sayısı: 186 Yorum Etkisi: 4 ( 100% ) | Makale Puanı: 59

 

Yazıya yorumunu ekleyebilirsin! (1)

  1. 1 ETKİ PUANI
    BEKLEMEDE

    Gerçekten güzel bir yazı paylaşımı olmuş, site içerisinde oldukça iyi yazılar bulunuyor teşekkürler. Yazılan tüm makaleler gerçekten okuması çok keyifli.
    Paylaşımların devamını bekliyorum, sitenizi sık kullanılanlarıma ekledim.
    İyi Çalışmalar…

    Yazan: verdi · 716 GÜN 14 SAAT 22 DAKİKA önce yazılmıştır.

    Kullanıcı kayıtlı değil, istatistikleri görüntülenemez!

Yorumu Gönder

© Company Name 2011. All rights reserved.